Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Cinsel İşlev Bozuklukları
#1

Google Reklamları


Cinsel Işlev Bozukluğu Nedir?

İster kadin ister erkek olsun her bireyde cinsel uyarana verilen fizyolojik tepki aynidir ve birbirini izleyen dört ayri evreye ayrilmistir. Cinsel iliski yasamaya istekli kiside bunlar:

1. Uyarilma evresi,
2. Plato evresi,
3. Orgazm evresi,
4. Çözülme evresi'dir.
Cinsel işlev bozukluğu, cinsel ilişki yaşamaya istekli oluş, uyarılma evresi, orgazm evresi sorunları ile buna bağlı olarak cinsel ilişki kurmada ortaya çıkan güçlükleri kapsamaktadır.

Dünyanın farklı ülkelerinde yapılan araştırmalar, cinsel sorunların sık yaşandığını ortaya koymaktadır. Ancak, kültürel ve toplumsal etkenlerle ortaya çıkan bazı farklılıklar da vardır. Örneğin: Cinselliğin yasak olduğu, formal bir cinsel eğitimin olmadığı, cinselliğin bir tabu olarak algılandığı ve bekaretin önemsendiği toplumlarda, kadınlarda vajinismus ve cinsel istek bozuklukları, erkeklerde ise cinsel istek ve boşalma bozuklukları; yine cinsel deneyimin yetersiz olduğu toplumsal kesim ya da gençlerde erkeklerde erken boşalma, kadınlarda ise çeşitli orgazm güçlükleri diğer kesimlere oranla daha sık görülmektedir.

1. CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI

Kadında Cinsel İstek Bozukluğu
Cinsel istek bozukluğu, kişinin yaşı ve yaşam koşulları dikkate alınarak sürekli olarak ya da tekrarlayıcı bir biçimde cinsel fantazi ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması ya da hiç olmaması durumudur. Diğer bir deyim ile cinsel hayaller kurmak, cinsel konularda konuşmak, cinselliği hatırlatan hemen herşeye karşı istekte bir azalma ya da hiç istek olmama durumudur.. Kadının, cinsel eylemi oluşturacak ortamı hazırlama, oluşturma, cinselliği başlatma ile ilgili hevesi yoktur ya da azalmıştır. Cinsel isteksizliği olan kadınlarda uyarılma evresine ait belirtiler de (ıslanma, göğüslerde dikleşme) azalmıştır veya yoktur.

Cinsel isteksizlik ergenlik döneminden itibaren herhangi bir dönemde kendiliğinden başlayabileceği gibi yaşam koşullarındaki zorluklar, eşle yaşanan problemler, yas dönemi, depresyon, ilaç kullanımı, bedensel hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak sonradan da ortaya çıkabilir. Cinsel isteksizlik, genel bir sorun olabileceği gibi belli bir duruma ya da kişiye özgü olarak da ortaya çıkabilir. İstenmeyen bir kişiyle evlilik, kadının partnerinin yanında kendisini yeterince güvende hissetmemesi, cinsel isteğin hiç olmamasına neden olabilir. Partneri tarafından aldatıldığını ya da değer verilmediğini hissettiğinde, geçmişte cinsel isteğinde sorun olmayan bir kadında cinsel isteksizliğin gelişmesi olağan karşılanabilecek bir durumdur. Bu nedenle kadında cinsel isteksizlik sorunu varsa mutlaka yaşadığı ilişkinin cinsellik dışındaki boyutları da değerlendirilmelidir. Eşi ile mutsuz, huzursuz olan, istemeden evlendirilmiş olan, eşinden veya partnerinden kötü muamele, psikolojik, fiziksel veya duygusal şiddet gören, aldatılan, ilişkisinde anlaşılmadığını düşünen, ilişkisinin cinsellik dışındaki alanlarında paylaşım hissetmeyen, ilişki ile ilgili beklentileri karşılanmayan bir kadında cinsel isteksizliğin olmaması nadir görülen bir durumdur.

Tüm bunların yanında, cinsel isteğin değiştiği, dar bir sınır içinde normali olmadığının bilinmesi ve dikkate alınması gerekmektedir. Önemli olan çiftin cinselliği isteme sıklığının uyumudur. Örneğin: Eşlerin ikisinin de her gün veya ayda bir cinsel isteği varsa aralarında uyumlu bir cinsellik yaşayabilirler. Ancak, eşlerden biri her gün diğeri ayda bir cinsel istek duyarsa, cinsel sorunlar kaçınılmaz olur. Yani, eşlerin cinsel istek sıklığının birbirine yakın olabilmesini, cinsel istek sıklığının kişilere, çiftlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişebildiğini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Kadında Cinsel Tiksinti Bozukluğu
Sürekli olarak ya da tekrarlayıcı biçimde eş / partner ile cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle ya da hemen tümüyle kaçınma olarak tanımlanır. Genellikle cinselliği engelleyecek bazı gerekçeler bulunur. Kadın eşiyle / partneriyle cinsel ilişki olasılığı ile karşılaştığında kaygı, korku, iğrenme yaşar. Rahatsızlık cinsel organ salgıları, cinsel birleşme gibi belli bir yönüne ya da öpme ve dokunma dahil cinselliğin bütün alanlarına yönelebilir.

Kadında cinsel tiksinti bozukluğu diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha az görülür ve cinsel istek bozukluğuna neden olan tüm etkenler aynı zamanda cinsel tiksinti bozukluğuna da neden olabilir. Ek olarak, cinsel korkular, travmalar, cinsel kimlik ve yönelim sorunları, ağır kişilik sorunları, cinsel fobiler de etken olarak gösterilebilir.
Erkekte Cinsel İstek Bozukluğu
Erkekte cinsel istek bozukluğu, süreğen ve tekrarlayan bir biçimde cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin azalmış olması ya da hiç olmaması durumu olarak tarifleyebileceğimiz bir cinsel işlev bozukluğudur. Cinsel istek bozukluğu cinsel yaşamın tamamına yayılmış olabilir ya da bazı durumlarla ilgili olabilir. Mesela, hasta eşiyle cinsel yakınlık isteği duymamasına karşın mastürbasyon yapabilir ya da erotik filmler izleyebilir. Çoğunlukla cinsel ilişkiyi başlatmaz ya da eşi tarafından başlatıldığı zaman görev gibi kabul edip gönülsüzce eşine katılabilir. Cinsel istek bozukluğu, erkeklerde hemen tamamen “azalmış cinsel istek” biçiminde kendini gösterir.

Erkekte cinsel istek bozukluğu çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Nedenleri biyolojik ve psikolojik olarak ayırabiliriz. Biyolojik nedenlerde bazı ilaçlar, başta depresyon ilaçları, lityum, bazı tansiyon ilaçları, psikoz tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar cinsel ilgiyi azaltabilmektedir. İlaç kullanımından bağımsız ve birincil olarak (cinsel ya da ilişkideki farklı bir soruna karşılık olmadan tek başına) ortaya çıkmışsa da hormonlar ile ilgili bir sorun olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Psikolojik olarak ise kişilik sorunları, eşcinsellik, cinsel kaçınmalar, çocuk sahibi olmak istememek, psikiatrik rahatsızlıklar, stres ve üzüntü kaynağı olan yaşam olayları, yaşla ve çekicilik ile ilgili kaygılar, eşe ilgi kaybı, yakınlık sorunları, evlilik çatışmaları, eşin cinsel beceri eksikliği sebep olarak gösterilebilir.
Erkekte Cinsel Tiksinti Bozukluğu
Kişi cinsel ilişki kurmaktan tiksinti duyar ya da cinsel ilişki kurmaktan kaçınır. Bunun dışındaki cinsel eylemlerin tiksinti vermesi ya da bulunmaması gerekmez. Kişi mastürbasyon yapıyor ya da mesela, pornografik malzemelerle uyarılıyor olabilir. Sıklığı bilinmemekle birlikte erkeklerde kadınlara göre daha az görülmektedir.

2. UYARILMA BOZUKLUKLARI
Kadında Uyarılma Bozukluğu
Sürekli olarak veya tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın, yeterli bir ıslanma, kabarma tepkisinin sağlanamaması ya da cinsel etkinlik bitene kadar sürdürülememesi olarak tanımlanabilir. Kadında cinsel uyarılma bozukluğu, kadının cinselliği haz almadan yaşamasına, bu da cinsel ilişkide orgazm olamamasına neden olur. Bu nedenle sıklıkla orgazm bozukluğu ile görülür.

Cinsel ilişkiye istekle başlansa da ilişki biçimi, süresi ve şekli uyarılmanın ortaya çıkabilmesi için yetersiz kalabilmektedir. Cinsel istek duyduklarında kısa süre içinde cinsel birleşmeye hazır olabilen, orgazmı yaşayıp ilişkiyi bitirebilen erkeklerin cinsel ilişkiyi bu şekilde yaşayış tarzları, yeterince uyarılmadan cinsel birleşme yaşamak istemeyen yaşasa da keyif alamayan kadın için sorun yaratabilmektedir.

Kadın cinsel hazzı dolayısı ise uyarılmayı kendisi için istemeli ve uyarılmaya izin vermelidir. Bu anlamda, cinselliğe bakış, cinsel gelişim ve cinsellikle ilgili yanlış inanışlar belirleyici olabilmektedir. Örneğin: Kadın, cinsel uyarının süresini kendisi kısa tutma veya cinsel uyarılma bölgelerinin uyarılmasından kaçınma isteğinde bulunabilmektedir. Kendisi izin vermediği sürece de kadının uyarılması mümkün olamamaktadır.

Bedensel rahatsızlıklar, ilaç kullanımı, psikiatrik rahatsızlıklar da cinsel uyarılma bozukluğunun yaşanmasına neden olabilmektedir.
Erkekte Ereksiyon (Sertleşme) Kaybı
Başlıca özelliği sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde yeterli sertleşme (penisin vajinaya girmesini de) sağlayamama ya da cinsel birleşme bitene kadar sertleşmeyi sürdürememektir.

Sertleşme (ereksiyon) kaybı farklı derecelerde ve biçimlerde olabilir (cinsel yaşamın başından beri ya da sonradan veya sadece cinsel birleşmeye geçileceği zaman görünen gibi). Eğer bir kişide sabah sertliği (ereksiyonu), ön sevişme sırasında sertleşme (ereksiyon) varsa ve mastürbasyonla orgazm olana kadar sertleşme (ereksiyon) sağlanabiliyorsa, sadece cinsel birleşme sırasında sertleşme (ereksiyon) kaybı söz konusu ise sorunun fiziksel bir hastalığa bağlı olma olasılığının çok düşük; sorunu bu şekilde yaşayanların cinsel terapiye yanıt oranının ise yüksek olduğu söylenebilir.

Erkeklerde sertleşme (ereksiyon) kaybı, sıklıkla cinsel kaygı, başarısız olma korkusu, cinsel performans konusunda kaygı, kişiye özgü cinsel uyarılma ve haz duygularında azalma, eş / partnerle genel ilişkideki sorunlar, aldatılma, yaşlanma ile ilgili olarak ortaya çıkabilir.

Sertleşme kaybı, bedensel kaynaklı (örneğin; damarsal yetmezlik) cinsel işlev bozuklukları arasında en sık görülenidir. Bu nedenle sertleşme (ereksiyon) kaybının kökeninin psikolojik olduğunu söyleyebilmek için organik (bedensel) nedenlerin dışlanmış olması gerekmektedir. Günümüzde bu, tıp ve teknolojinin gelişimi ile çok hızlı ve kolay yollarla tespit edilebilmektedir.
3. ORGAZM BOZUKLUKLARI
Kadında Orgazm Bozukluğu
Kadında orgazm bozukluğu, olağan bir cinsel uyarılma ve plato evresinden sonra orgazmın sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması olarak tanımlanmaktadır. Orgazm sorunu değişik şekillerde görülebilir. Hiç orgazm olamamadan, orgazma ulaşan cinsel ilişki sayısının azlığına, mastürbasyonla (kendi kendini uyarmayla) orgazm olabiliyorken cinsel birleşme ile orgazm olamamaya kadar değişik problemler yaşanabilir.

Sıklıkla orgazm ve uyarılma bozukluğu birlikte değerlendirilir. Bunun nedeni uyarılma aşamasındaki bütün zorlukların orgazm aşamasını etkilemesindendir. Yani uygun süre ve yoğunlukta cinsel uyarı almayan bir kadın orgazm olamayacaktır. Bunun dışında eşin / partnerin erken boşalma sorununun olması, eşle / partnerle genel olarak ilişkide yaşanan sorunlar, kadının orgazm olamama kaygısını yoğun yaşaması, fiziksel, psikiatrik bir hastalık ya da ilaç kullanımı kadında orgazm bozukluğunun görülme sebeplerindendir.
Erkekte Orgazm-Boşalma Bozuklukları
Erken Boşalma

Erken boşalma, kişinin, cinsel ilişki içinde birleşme olmadan ya da birleşme sırasında boşalmasını kontrol ederek erteleyememesi durumudur. Çok ağır (cinsel birleşmeden önce), Ağır (cinsel birleşmenin ilk 1 dakikası içinde), Orta (cinsel birleşmenin ilk 1. ile 3. dakikaları arasında), Hafif (cinsel birleşmenin ilk 4. ile 7. dakikaları arasında) olmak üzere derecelendirilebilir. Hafif dereceli erken boşalmanın, durumun, her iki eşten / partnerden biri tarafından sorun olarak tanımlanması gerekmektedir.

Erkeğin boşalmasını kontrol etmeyi bilmiyor oluşu, aşırı heyecan, cinsellik, kendisi, görünüşü, cinsel performansı v.b. ile ilgili yanlış inanç ve beklentileri, partnerin / eşin hoşnutsuz ve yargılayıcı tutumu erken boşalmanın yaşanmasına, tekrar etmesine neden olan etkenlerdendir.
Geç Boşalma
Geç boşalma, erkeğin doruk noktasına ya hiç ulaşamaması ya da orgazm olabilmesi için uzun ya da yoğun bir uyarılma sürecine gereksinim duymasıdır.

Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak, cinsel birleşme sırasında oluşmayan) ya da oldukça uzun süren bir uyarılma sonunda oluşan boşalma biçiminde görülebilir.

Bazı ilaçların kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Birden fazla psikolojik etken, ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Yetiştirilme şekli ve ortamı, cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili algılar ve yargılar, boşalmanın aşırı kontrolü, performans ve partneri mutlu edememe ile ilgili endişeler, bağlanma korkuları, partnere yönelik agresyon, eşin/partnerin hamilelik planları, ilişkinin cinsellik dışındaki boyutlarında yaşanan sorunlar, yaşanılan anın duygulanımına kendini verememe, bırakamama v.b. bu etkenlere örnek olarak verilebilir.
Fizyolojik Orgazm

Son derece nadir sayıda erkekte, orgazma dair, hiçbir keyif duyulmadan boşalma olmasıdır. Geç boşalmadan farklı olarak fizyolojik orgazmda hem boşalmanın olacağına dair his hem de boşalma vardır, dolayısıyla kasılmalar da olmaktadır ancak, zevk duygusu yaşanmaz.
4. CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI

Kadında Cinsel Ağrı Bozuklukları
Vajinismus

Vajinismus, vajinaya giriş denendiğinde, vajinanın dış üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde istemsiz kasılmaların olmasıdır.. Çoğunlukla cinsel birleşmeye olanak vermeyen bu kasılmayı kadın kendisi yapmaz ve kendi isteği ile de geçiremez.

Temel bozukluk, vajina girişindeki kasların istemsiz kasılmasıdır ancak, vajinismusta buna bedenin çeşitli bölgelerinde bazen tüm bedende kasılmalar, sıklıkla bacakların kapanması, korku, bazen titreme, çarpıntı, terleme, bulantı hatta kusma, fenalık hissi ve ağlama gibi belirtiler eşlik edebilir. Vajinadaki kasılma çoğu vakada cinsel birleşmeye izin vermez. Daha az sayıda olguda ise zorlamayla giriş olabilir ancak, birleşme ağrılı ve sancılıdır.

Vajinismusun ortaya çıkışında cinsellik konusunda yerleşmiş yanlış inanışların ve tabuların (vajinam çok dar,penis çok büyük giremez,vajina girişinde duvar gibi bir engel var, benim cinsel organım anormal, iğrenç, utanç verici, kızlık zarım kalın parçalanacak, çok canım yanar, çok kanar v.b.) büyük bir etkisi vardır. Bu bizim toplumumuzda sıklıkla evliliğin ilk gecesinde, ilk cinsel birleşme denendiği anda ortaya çıkar. Aslında cinsel yaşamın başlangıcından itibaren vardır ama, cinsel birleşme denemesi olmadığından durum fark edilmez.


Vajinismusu Ortadan Kaldırmak Adına Denenen Yanlış Teknikler:
Kızlık Zarının Operasyonla Alınması: Vajinismusun ortadan kalkması adına olumlu etkisi olmayan bir uygulamadır; çünkü, kızlık zarı cinsel birleşmeye engel olan bir yapıya sahip değildir ve var olup olmamasının vajinismusun yaşanıp yaşanmaması ile bir ilgisi yoktur.

Bölgesel Uyuşturucu Pomatlar Kullanmak: Yararı olmayacaktır; çünkü, cinsel organ bölgesi uyuşmuş olan kadın cinsel anlamda uyarılamayacak, isteksizlik oluşacak ve cinsel ilişki, cinsel birleşme daha zor hale gelecektir.

Alkol, Kaygı Giderici ve Antidepresanların Kullanımı: Vajinismusta yani vajina girişindeki kaslarda istemsiz kasılmanın olduğu durumlarda yararsız denemelerdir.

Botoks uygulaması: Uygulanması ile vajinadaki kasılma geçici olarak azalır / kaybolur; ancak, etkisi kısa bir süre (ortalama 3 ay) sonra kalktığında, cinsel birleşmeye dair korku dolayısıyla vajnismus tekrar yaşanır.

Genel Anestezi Almak: Uygulanması ile cinsel birleşme gerçekleşir; ancak, kadının bilinçsiz olduğu bir durumda ve temel cinsel birleşme korkusu göz önüne alınmadan uygulandığından sonraki birleşmeler için de aynı şartın sağlanması gerekli olacaktır. Bunun yanında, hem kadın hem de erkek için travmatik olabilecek, son derece yanlış ve etik dışı bir uygulamadır.



Vajinismusun Çözümlenmesi:



Vajinismus çözümü olan bir cinsel işlev bozukluğudur. Terapiye en iyi ve en kısa sürede cevap veren cinsel işlev bozukluğu olduğu da söylenebilir.

Terapi, cinsel işlev bozuklukları alanında tecrübeli bir psikolog ya da psikiyatristin, sorunu yaşayan eşlerle, önce tek tek, sonra beraberce görüşüp sorun hakkında genel ve detaylı öykü alması ile başlar. Bu görüşmeler tanının doğru ve tam olarak konulabilmesini ve çifte, anatomi, fizyoloji de dahil olmak üzere, cinselliğin hangi alanları ile ilgili bilgilendirme yapılması gerektiğinin tespit edilmesini sağlar. Gerekli bilgilendirme yapıldıktan sonra çiftin ve bireyin durumuna uygun aşamadan başlanarak, kişinin tek başına ya da çift olarak, takip eden seansa kadar yapmaları adına önerilerde bulunulmaya başlanır. Sorunu yaşayan kişinin terapiye eşi ile birlikte katılması, eşlerin kendi aralarında ve terapist ile işbirliği içinde olmaları, bireysel çaba göstermeleri ve sabırlı olmaları gerektiğini bilmeleri çözümü kolaylaştıran ve hızlandıran detaylardır.

Unutulmaması gereken vajinismusun ya da diğer cinsel işlev bozukluklarının, doğru yol gösterilmesi ile, bunu yaşayan iki kişinin birbirlerine sabırlı, anlayışlı, saygılı davrandıkları bir ortam ve süreçte çözüme ulaşabileceğidir.

Kadında Ağrılı Cinsel Birleşme (Disparoni)

Ağrılı cinsel birleşme, cinsel ilişki sırasında yineleyici bir biçimde ya da sürekli olarak, cinsel organda, ağrının olmasıdır. Tekrarlayıcı olması önemlidir. Kadın cinsel işlev bozuklukları içinde fiziksel nedenlerin en çok rastlandığı bozukluktur.

Birçok tıbbi soruna bağlı olarak ağrılı cinsel birleşme gelişebilir. Kadın cinsel organları veya idrar yollarına ait enfeksiyonlar, cinsel organ bölgesindeki eski ameliyat izleri, doğum sırasında meydana gelen yırtılmalar, alt karın bölgesinde bulunan tümörler ve aynı bölgeden geçirilen ameliyatlar, radyasyon tedavileri, bağırsaklar ile ilgili hastalıklar ve rahmin arkaya doğru dönük olması ağrılı cinsel birleşmeye neden olabilir. Bunun yanında diğer cinsel sorunlara bağlı ya da psikolojik nedenlerle de ağrılı cinsel birleşme oluşabilir. Tecavüz ve cinsel saldırılar gibi travmatik yaşantılar, cinsellikle ilgili olumsuz olaylar ya da yanlış cinsel inanışlar gibi.

Erkekte Cinsel Ağrı Bozukluğu
Cinsel birleşmenin ağrılı gerçekleşmesidir. Ağrı, birleşme sırasında olmakla birlikte hemen öncesinde ya da sonrasında da olabilir.

Nadir görülen bozukluklardandır. Genellikle idrar yolu, prostat, ve mesane (idrar torbası) enfeksiyonu gibi durumlara bağlı oluşabilir.


CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ



Son otuz yıldır, cinsel işlev bozuklukları için gerekli tedavi programları geliştirilmiştir. Cinsel işlev bozukluğunun tipine göre değişik olmakla birlikte, cinsel tedavilerin başarı oranları çok yüksektir. Yıllarca süren bir bozukluk, doğru tedavi ile bir iki ay gibi kısa bir sürede düzelebilmektedir.

Erken boşalma ve vajinismus gibi bazı cinsel işlev bozukluklarının düzelme oranları %90’ın üzerindedir. Cinsel istek bozuklukları, erkeklerin sertleşme, kadınların uyarılma ve orgazm bozukluklarında da yüz güldürücü sonuçlar alınmakta ancak, tedavi süreleri değişmektedir.

Cinsel işlev bozukluğu, bedensel veya farklı bir psikiyatrik duruma bağlı olarak ortaya çıkmışsa ya da böyle bir olasılık varsa öncelikli olarak, konunun uzmanı tarafından, bu durumun ya da olasılığın tetkiki ve tedavisi gerekli olacaktır.

Psikolojik kaynaklı cinsel işlev bozukluklarında ise, yaşanılan sorunun tam ve doğru tespiti, bu tespit doğrultusunda yine doğru yaklaşım ile çözüm, cinsel işlev bozuklukları alanında eğitimli, tecrübeli psikolog ya da psikiyatristler ile yapılacak yüz yüze görüşmeler ile mümkün olacaktır. Evli ya da cinsel partneri olan bireyler görüşmelere eşleri / partnerleri ile birlikte alınırlar. Çift tedavisinin düzelme şansı daha yüksektir.

Cinsel tedavide terapist, çiftin cinsel yaşamında değişimi başlatır ve yeni cinsel beceriler öğretir. Bununla birlikte tedavide çiftin sorumluluğu büyüktür. Düzelmeyi sağlayan, terapistin yol göstermesi, eşlerin motivasyon ve çabasıdır.
Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi